Tahminen 2012’den bu yana Pocket kullanıyorum. Pocket gibi “Read it later” temalı uygulamalar, zamanla herkeste daha çok “Read it never” haline dönüyor, biliyorum. Nitekim bende de durum öyle oldu. Arada bir rasgele de olsa bir şeyler açıp okuyorum, bazen zamanında kaydedilmiş o yazı eski değerini kaybettiği için siliyorum. Bu kez denk gelip okumaya karar verdiğim yazı 2014’ün Eylül ayından bir ListeList yazısı, “Kalitenin ve Kafeinin Dibine Vuracağınız 20 İddialı Kahve Mekanı” oldu.

Yazıyı okurken 2010 sonrası İstanbul’da patlayan 3rd Wave Coffeshop’ların trend olduğu ve blogger’ların odağında olduğu akımın nostaljisi beni yakaladı. Zira o dönem, pıtrak gibi her yerde biten kahvecilerin kendi kimlikleri içi uğraşları, doyum noktasına ulaşmamış piyasanın hype’tan hype’a sürüklendiği, ekonominin her gün yeni bir dip noktasında kendini ispatlamadığı bir dönem olarak aklıma kazınmış. Nostaljiye tepkim yazıya göz gezdirip silmek olacaktı ki “acaba bu kahveciler halen açık mı” sorusu aklıma geldi. İlk tahminim yarısından azının halen iş yapmaya devam etmiş olabileceği yönündeydi. Zomato, Foursquare, Yemeksepeti, Google Maps ve Ekşisözlük gibi kaynaklardan kontrol edip kapanma tarihlerine yönelik çıkarımlar yapmaya çalıştım. Yeri geldi Google Maps’te sokak sokak dolaştım ve fotoğraf tarihlerine bakarak değerlendirme yaptım. Sonuca bir bakacağız. Zaten kısa kısa yazacak olsam da TL;DR diyecekler sadece başlıkların yanındaki parantezlere bakabilirler. Öyleyse ilham kaynağı yazının sırası, alıntıları ve görselleriyle başlıyorum:

M.O.C – Ministry of Coffee (+)


MOC

Burayı instagram ve twitter kullanıcıları yakından tanır. Çünkü birçok sosyal medya fenomeni buraya gelir ve masa üstünde “Kahve, gazete, gözlük, renkli not defteri” konseptiyle fotoğraf çekip paylaşır. Neredeyse her ay bir kahve dükkanı açılan Teşvikiye’de, bizce en iddialı olanı burası. Kolombiya, Kosta Rika, Meksika, Peru, Panama ve Kenya gibi bölgelerden tam 12 çeşit kahve çekirdeğiyle kavrulan kahveler burada sunuluyor.

Cappucino, espresso, americano gibi çok bilindik kahvelerin yanında bizi bizden alan öyle bir kahve var ki sormayın; “cold brew”! Tadından çok bizi kendine hayran bırakan üretimi. Roaster ismini verdikleri devasa (ki büyük olmak zorunda değil) kahve makinesinden gözümüzün önünde 24 saatte damıtılarak hazırlanıyor ve buzla servis ediliyor.

Burayı özel kılan bu kahvenin yanında bir de Chilli Mocha’yı denemenizi tavsiye ederiz. İsminden de anlaşılacağı gibi acı. Mekan iki katlı ve ferah. Büyük bir kütüphaneye sahip olan mekanın duvarında bir de fotoğraf severlerin sürekli çekip durduğu grafiti var. Kahve meraklılarının seveceğini garanti ediyoruz, gidiniz!

Aralarında sanıyorum ki en sağlam temel atan MOC oldu. Bomonti, Topağacı, İzmir, Bursa, Yeşilköy, Factory, Hilltown, Zorlu, Osmanbey, 4. Levent, Göktürk, Bebeköy ile birlikte hızını almadan büyüyen, barista eğtimleri, workshop’lar derken “kahve kültürü”nün peygamberi olmak yolunda ilerleyen bir kahveci MOC. Halen kapanmamış olması hususunun yoruma açık bir yanı olmadığı için hemen diğerine geçiyorum.

İstisna Tatlar (-)

Burası Moda’nın küçük ama bir o kadar da tatlı mekanı. Toplasan 25 kişinin anca sığacağı mekanda fena kahve ve fena tatlılar yapılıyor. Eminiz daha önce damla sakızlı türk kahvesinden öteye geçememişsinizdir, burada geçeceksiniz! Çilek ve mandalina aromalı Türk Kahvesi önerimiz. Yok ben garanticiyim yeniliklere açık değilim derseniz her türlü gideri olan demleme kahve “Deep Blue” ve sert kahve severler için “Coldbrew” içebilirsiniz.

Kahvenin yanına yakışan tatlılarına gelecek olursak; Rocher rougle ve Haşhaşlı ve limonlu cheesecake dillere destan, deneyiniz!

Yiyip içmenin yanında kitap okumak için pek rahat bir ortam olmasa da mekanda bir sürü çizgi roman mevcut. Yararlanmakta fayda var.

Ekşisözlük dahil pek çok kaynağa bakmamı gerekti bu mekan. 2016 yılında Teşvikiye şubesini açmışlar. 2019 Mart-Nisan aylarında ise Moda şubesi kapanmış. Sosyal medya hesapları halen birkaç ay geriden geliyor.

Alles Coffee & Shop Karaköy (-)

Buraya daha önceki Karaköy mekanları yazımızda yer vermiştik. Karaköy’de kahve deyince akla gelen birkaç mekandan biri. Bu tatlı mekanda bir parisien gibi hissetmek mümkün. Elinde kitap, masanda kruvasan ve filtre kahve! Burada yapılabilecek en büyük keyif bu. Ha unutmadan arada kitap ve kahveye mola vermek isterseniz dükkan kısmına geçebilirsiniz. Hiç ihtiyacınız olmasa bile birbirinden ilginç tasarım ürünleri almak isteyeceksiniz. Fiyatları da dudak uçuklatır cinsten değil.

Alles çok uzun ömürlü olamamış. Öyle ki varlığına dair iz bulmak zor oldu. Ancak 2013 Kasım’ından bir başka yazıda daha detaylı adres verilmesi ile hakkında bir şeylere ulaşabildim. The Magger’da paylaşılmış şu yazıya göre Karaköy Müjdat Gezen Kültür ve Sanat Merkezi’nin altında açılmış. Bu iki yazı dışında varlığına dair neredeyse iz bile yok. Ne zaman kapandığını kestirmek güç. Aynı sokakta ikinci yazıda adı geçen Nano 2016’da kapanmış ve yerine tantunici açılmış. Alles’in 2016’ya varamadan kapandığını varsaymak mümkün.

Mavra (+)

Öyle ahım şahım bir kahveleri yok baştan söyleyelim ama kahve keyfi diye bir şey de var. Burada o keyfin dibine vurabilirsiniz. Mekan o kadar sıcak ve samimi ki o sandalyelere uzanıp uyumak mümkün. Galata’nın en sevdiğimiz sokağı Serdar’ı Ekrem’de Doğan Apartmanı’nın tam karşısında yer alan bu mekan fiyatıyla, kalitesiyle, müzikleriyle, duvarlarını süsleyen ilginç tasarım ürünleriyle bizi kendisine çekiyor. Özellikle sonbaharda kitap kahve ikilisinin yapılabileceği en iyi yer bizce Mavra. Mekan hafif loş, müzikler ise baş ağrıtmayan cinsten. Özel bir kahve çeşidi yok. “Bir filtre kahve bir cappucino bana yeter”, “Ev gibi bir yer olsun ama ev olmasın” diyenlerdenseniz burası tam size göre!

Galata’daki Mavra her şeye -hatta kahveleri konusundaki olumsuz yorumlara- rağmen ayakta duranlardan. Taşınmamış bile. Geçelim.

Cup of Joy (+)

Artık duymayanınız kaldı mı? Ayıp valla! Her yerde bangır bangır “Gidin için” diyollar. Giden herkes çok sevdi kendilerini. Bebek’te Yasemi Pasajı’nın hemen içinde. Kahve kokusu tüm Bebek’i sardığı için açık adres vermeye gerek de yok. Kendi kahvesini kavuran bu mekanda öne çıkanlar; demleme yöntemleriyle hazırlanan Dripping, Aeropress, tercihiniz bunaltıcı günlerde soğuk bir kahve olacaksa Cold Drip.

Mekanın toplam 14 çeşit kahvesi var, isteyenler paket olarak da satın alabilirler. Yaz aylarında kapalı küçük bir alanda oturmak pek hoş olmayabilir ama önümüz sonbahar… Bizce tam sırası!

Bebek’teki Cup of Joy, müşteri kitlesi değişti mi bilmem ama kendisi pek değişmeden ayakta kalmış. Öyleyse devam.

Kronotrop (+)

Kahveleri bu kadar lezzetli olup da kahve keyfi yapamayacağınız tek yer sanırsak burası. Mekan o kadar küçük ki ya barda hızlıca içebilir ya da kahvenizi alıp yolunuza devam edebilirsiniz. Aslında “Take-Away Coffee” kültürüne alışmak için bir şans. Gerçi bu durum lezzetli kahvelerinin yanında çok küçük bir ayrıntı. Bu mekandaki kahveler ta Kolombiya, Guatemala, Brezilya, Costa Rica, Etiyopya, Kenya ve Yemen’den seçiliyor. Sıcak havalar için bizim önerimiz Kyoto Style ismindeki soğuk kahve. Cortado ve filtre de kahveyi sıcak sevenler için. Mekanda en çok tercih edilen ise espresso. Daha sertini tanımadık!

Kronotrop’un ünü almış başını gitmiş. Öyle ki ListeList’ten sonra dünyanın en iyi ikinci liste sitesi 🙂 Buzzfeed’e göre burası ölmeden önce gidilmesi gereken 25 Coffee Shop sıralamasına 25 numaradan girmiş. Gerisini siz düşünün!

Kronotrop

Kronotrop başlığını görünce okumaya gerek dahi duymamışsınızdır. Hiç pişman etmeyen Kronotrop ilk mekanını halen elinde tuttuğu gibi genişlemeye devam etti. En gösterişsiz olanı, Maslak Orjin’deki şubesi dahi gelip geçerken mutlaka uğramama sebep olacak kahve kokusuyla beni etkiliyor. Bedavadan övdüm.

Drip Coffeeist (+)

İstanbul’daki nadir damıtma kahve dükkanlarından biri de Drip Coffeeist ki ismi de oradan geliyor. Bağdat Caddesi’nde yer alan tatlı mı tatlı bu butik kahve dükkanında hakkını vererek bir kahve keyfi yapabilirsiniz.

Sifon, aeropress, hario drip gibi futuristik tekniklerle ağzımızı açık bırakan kahveleri deneyiniz. Yanında da ev yapımı mozaik ve çikolatalı pastalarından çekinmeyin yiyiniz.

Fast food kahveciler arasından sıyrılmayı başaran bu mekanda kahve çekirdeklerinin kavrulma ve çekilme aşamalarını da izlemek mümkün.

Caddebostan’daki Drip Coffeist, Anadolu yakasına hakim olamayışımdan mütevellit adını sadece bu yazıda duyduğum bir mekan oldu. Halen de kahve servisine devam ediyormuş. Asmalı Mescit’te de bir şube açıldığını öğrenmiş oldum. Güncel yorumlar pek olumlu bir grafik çizmese de şahsen deneyimlemekte fayda var.

Sunday Coffee Shop (+)

Teşvikiye Camii’nin hemen arkasında yer alan bu kahve dükkanında Julius Meinl’in kahveleri satılıyor. Mekanı her daim boş görsek de bu durumu daha çok yeni olmasına bağlıyoruz. Nişantaşı’nın kalabalığında sıyrılıp alışverişinize, gezinize mola vermek için ideal bir durak.

Duvarlarındaki vintage kutu ve tablolarını çok sevdik. Karşılıklı değil de tek bir yöne bakan rahat sandalyelerine oturmadan kahvenizi sipariş etmelisiniz. Yoksa dakikalarca beklersiniz çünkü size mekanın self servis olduğunu söyleyecek bir çalışanı maalesef yok.

Sunumu başarılı tahta bir servis tabağında gelen kahvenin yanında bir kurabiye ve su var. Bizim önerimiz Sunday Karamel Snow, Cold Vanilla ve Iced Latte.

Teşvikiye’deki Sunday, civarındaki Julius Meinl satan onlarca kahveciden biri olarak ayakta kalmış. Şaşırdım.

Manuel Deli & Coffee (-)

3. dalga kahvecilere bir mekan daha katılıyor; Manuel Deli § Coffee. Turkuaz ve sarı renkleri ile “Ben buradayım” diyen bu tatlı mekan Cihangir’de. Hattta kahve konusunda bu semtin en iddialılarından. Soğuk kahvelerde Cold Brew’i tercih edebilirsiniz. Yine yenilikçi yöntemlerle damıtılarak hazırlanan kahveleri deneyiniz, yok ben bildiğimden şaşmam diyorsanız en doyurucu americano ve bol sütlü lattesi de mükemmel.

Kendi harmanladıkları bu kahveleri ile tatminkar bir keyif yaşayacağınızı garanti edebiliriz. Hatta alıp evde de bu keyfi sürdürmek istiyorsanız bu da mümkün.

Kahvenin yanında bir şeyler atıştırmak istiyorsanız sizi şarküteri reyonuna doğru alalım; ekşi maya ile bir süre mayalanan hamur ile yapılan tava pizzası bizim favorimiz. Pizzanın yanında sağlıklı sandwichler de var tabii. Şarküteri bölümü hayli geniş. Ev yapımı reçeller, ekşi mayalı ekmekler, çeşit çeşit peynirler, ithal soslar ve her yerde göremeyeceğiniz gazozlar…

Sarı turkuaz renkleri bizi kendine çekerken birde ne görelim. Mekanın arka duvarında neon ışıkları ile yazılmış DELI. Şimdi tam oldu, neon ışıklarının hastasıyız! Vintage Brooks bisikletlerini de unutmayalım.

Bu mekan hakkında da kesin bilgi bulmak zor oldu. Görüldüğü kadarıyla Cihangir’deki Manuel pek uzun süre yaşayamamış, Temmuz 2017’ye kalmadan kepenk indirmiş. Yerine de Mevan adında bir restoran açılmış. Görme şansımız olmadan kaybolmuş bir mekan oldu.

Brew CoffeeWorks (+)


Brew CoffeeWorks

Doğum günü partilerinin, çeyiz alışverişinin, eve ucuz dekorasyonun tek adresi şüphesiz Eminönü. Alışveriş sırasında eminim oranın kalabalıklığı sizi bunaltacak. İşte bu mola sırasından araya hemen Brew CoffeeWorks giriyor.

Kahve zincirinin İstanbul’daki ilk şubesi olan bu yer Legacy Ottoman Otel’inin hemen altında. Mekan tasarımı turistik bir bölgede olması nedeniyle modernin yanında daha çok otantik diyebiliriz.

Hafif ve sütlü kahve seviyorsanız Flat White, aromasıyla burayı özel kılan ve tadına doyamadığımız Bongo’yu da deneyiniz. Guatemala, Brezilya, Kolombiya ve Etiyopya’dan gelen kahvelerinin yanında öyle bir de sunum yapıyorlar ki fotoğraf çekmekten kahveyi içmeye bir türlü sıra gelmiyor.

Eminönü Brew, nedense hiç çekici gelmediği için tercih etmediğim bir yerdi. Civrında olduğumda daha çok Coffeetopia’ya gittiğim için denemeyi dahi düşünmemiş olabilirim. Brew yıllara direniyor.

7 Gr Art Coffee (-)

Gezi duraklarının uğrak yeri Beyoğlu’ndayız bu kez. Galatasaray Lisesi’nin bulunduğu sokaktan kendinizi yokuş aşağı bırakıverin. İlk sol yapıp devam ettiğinizde Apel Sanat Galerisi’nin hemen yanında çok şirin bir dükkan göreceksiniz: 7 Gr Art Coffee. Bu mekan ismini espresso yaparken kullanılan kahve miktarından alıyor. Bir de adındaki sanat kelimesine yakışır şekilde dizayn edilmiş.

Hafif tatlar için White Flat, yoğun kahve tadı için deathwishcoffee’yi burada deneyebilirsiniz. Ev yapımı kekleri ile mükemmel ikili oldukları doğrudur.

Cihangir’deki 7 Gr’ın biraz çalkantılı bir hikayesi olmuş. Ağustos 2015’te mekanın bir ortağı Zomato’da, ayrılışına dair bir yorum bırakarak ortaklıktan çekilmiş. Ama mekan takriben Kasım 2015’e kadar açık kalabilmiş. Kapanmasına yakın Beşiktaş’ta açılan ikinci şubesi ise Haziran 2017’de kapanmış. Böylece 7 Gr iz bırakmadan ortadan kaybolmuş.

180 Bakery Coffee (+)

Bu sene beklenmedik bir çıkış gösteren Moda, kahvecileri sevindirmeye devam ediyor. Henüz hiçbir sipariş vermemişken amerkanvari havasıyla, duvardaki fotoğraflarıyla, ahşap masa sandalyeleriyle, masa üstündeki plak ve ateri kasetleriyle bizi kendine hayran bıraktı. Cep dostu mekan ismini fırın derecesinden alıyormuş.
Chai Tea Latte’sine hasta olan yakın arkadaşlarımız var. Bunun yanında Americano ve Cappuccino ortalamanın çok üstünde. Kahvenin yanında 180° spesiyal ismindeki hurmalı keki deneyebilirsiniz.

Moda’daki 180 Bakery de tam bir survivor olduğunu ispatlamış. Halen ayakta. Sıradaki.

İst Cafe (-)

İstiklal Caddesi’ne girer girmez sağ koldaki ilk mekandır İst Cafe. Pastadan ekmeğe kadar sattığı her şeyi kendi üreten bu geniş mekan aynı zamanda bir restoran olarak da hizmet veriyor. İstiklal Caddesi’ne sıfır konumdaki İst Cafe haliyle diğer mekanlardan yapı itibariyle biraz farklı, daha geniş, daha kalabalık menülü ve daha kalabalık insanlı 🙂

 İst Cafe, sattığı kahveleri dünyanın çeşitli yerlerinden toplayıp taze yeşil çekirdek olarak alıyor ve kendi kavuruyor. Böylece kahvenin en tazesini içme fırsatı buluyorsunuz.

İst’i severdim. İstiklal’in girişindeki yeri sayesinde kararsızlık anlarında ilk akla gelen mekanımdı bir zamanlar. Lakin 2016’yı göremedi. Tam tarihi bir türlü yakalayamadığım için Google Streetview’a kadar detaylı incelemek zorunda kaldım. StreetVew’daki görüntüde, Ekim 2015 tarihinde tabelası var ama pencereleri kapatılmış Belli ki 2015 yazında toparlanıp gitmişler.

Mambocino (+)

Yine Moda’dayız. Söylerken havalara girdiğimiz hatta aksan yaptığımız ismi, İngiliz marka Mambocino kahvelerinden geliyor. Şurupları da ta San Franciscolu Torani’den.

Guetamala filtre kahvesi gayet başarılı. Latte Art dedikleri şey almış başını gitmiş. Aklınıza gelecek her canlı ve her objeyi resmediyorlar.

Kahve yanında ev yapımı kurabiyeleri iyi gidiyor, bilginize. Ayrıca ne istediğini anlatabilirsen kişiye özel kahve de yapıyorlar.

Moda Mambocino, büyümekte istikrar gösteren işletmelerden. Beşiktaş şubesi geçen yıl kapansa da İstanbul’da 5 ayrı şubesiyle kahve satmaya devam ediyor.


Mambocino

Geyik Coffee Roastery § Cocktail Bar (+)

Burada değer verilen üç şeyin de hastasıyız; kahve, kokteyl ve samimi ortam. Cihangir’deki her mekanın aksine burada internet falan yok. Telefona gömülüp kahve yanındaki sohbeti es geçmeyin diye. Eş dost ile “kahve keyfi” yapmak için bütün her şey ayarlanmış gibi. Diğer ilginç olan şey ise bir kahve menüsü yok. Bu sebeple oradaki çalışanlarla iletişime geçip nasıl kahvelerden hoşlandığını anlatmak zorundasın. Bunu henüz keşfetmemişsen sana sorulan “aromalı, soğuk, sıcak, hafif mi” sorularına doğru yanıt vermen gerekecek.

Haftalık kavrulan 15 çeşit kahve var ama ne gün ne çıkacağı belli değil. Kokteyl kısmına hiç girmiyoruz.

Cihangir’deki fazlasıyla Cihangir mekanı olan Geyik, alkol servisi de olması ile diğerlerinden ayrılıyor. Sosyal medya yorumları nedeniyle gitmekten imtina ettiğim doğrudur.

Cup (-)

Bu kez rotamızı başka bir yöne, Akaretler’e çeviriyoruz. Beşiktaş’ın tıkış tıkışlığından kendimizi bir nebze kurtarıyoruz. Güne başlamak için size tüm motivasyonu sağlayacak bir yer. Caddeye bakıp elinizde gazete, masanızda Japanese Iced, Cold Brew ya da Iced Latte.

Asıl mekanı özel kılan noktaya gelelim; buradaki kahvelere herhangi bir aroma kullanılmıyor. Hario Syphon ile yapılan filtre kahvelerini de mutlaka içiniz. Bizce üçüncü dalga kahve akımının en gidilesi en kaliteli mekanı.

The Magger’ın Ağustos 2014’teki yazısında bahsedildiğinde daha 6 aylıkmış. Ama ne yazık ki 2016’yı görememiş. Yerine açılan Starbucks halen hizmet veriyor.

Mandabatmaz (+)

Türk Kahvesi daha ne kadar lezzetli ve daha ne kadar köpüklü olabilir sorusunun cevabı bu mekanda. Tam bir efsaneye dönüşmüş bu mekan hemen İstiklal Caddesi üzerindeki Olivya Geçindi’nde. Bol köpüklü Türk kahvesini içmeye gelen onlarca kişi yüzünden burada oturmak için sıra beklemek şart gibi.

Oturduğunuzda ise önünüze bol köpüklü, sert aroma ama yumuşak içimli bir kahve geliyor. Makine kullanmadan sadece kısık ateşte cezvede yapılan bu kahveler bir fincanı dolduracak şekilde hazırlanıyor yani bir cezveden iki fincan çıkmıyor.

Üstadımız Vedat Milor burada yapılan kahvenin sırrını kahvenin kaliteli ve taze çekilmiş olmasına bağlıyor. Şu aylarda pöfür pöfür esen sokakta bunun için bir mola vermek bu efsanenin tadına bakmak paha biçilemez.

Listedeki 3rd Wave Coffeshop’lar arasında tek Türk Kahvesi satıcısı olarak sıyrılan ve konsepte aykırı mekan Mandabatmaz, en eskisi ve halen ayakta. Bu ihtiyar daha uzun süre direnecek gibi görünüyor.

Coffee Sapiens (+)

Karaköy’ün yeni sakinlerinden Muhit’in hemen karşısında, Gakkı’nın hemen yanında. Küçük tatlı bir mekan. Karabatak’ın Julius Meinl kahvelerinden böh gelenlerin kahve için gideceği yeni bir mekan.

Coffee Sapiens’te, Belgian Royal Coffee Maker, Hario Siphon, Hario Drip ve Aero Press gibi yenilikçi tekniklerle hazırlanan kahveler sunuluyor. Bunun yanında soğuk demleme yöntemiyle 12 saatte damıtılarak oluşturulan kahve, Cold Brew de var. Şu sıralar hiç çıkmak istemediğimiz Karaköy’e bir uğrarsanız burada bir kahve molası vermenizi tavsiye ederiz.

Karaköy’deki Sapiens, geçen yıllar içinde şubelerini üçe çıkartmış. En son da Kanyon’da yer açmış ve daha da uzun süre piyasada kalacağını böylece ifade etmiş gibi görünüyor.

Petra Coffee (+)


Petra

Bizce “en havalı kahve dükkanları” sıralamasında ilk üçe girer. Hatta birincisi. Kocaman bir mekan düşünün; içinde klasik bir araba ve cool bir tekne. Arabanın hemen arkasında sadeliğinden ve şıklığın ödün vermeyen Petra’nın tezgahı. Gayrettepe’deki Muse İstanbul’un içinde yer alan bu devasa yer farklı projelerin ortak kullanıldığı bir mekan. Kahveni alıp mekanda bulunda sergiyi gezebilir, bilgisayarını açıp harıl harıl işini yapabilir, yakın arkadaşına bir tane hediye alabilirsin.
Yaz bitmeden viski bardağında servis edilen soğuk mırra kahvesi tercihimizdir. Eğer yenilikçiyseniz ve risk almayı seviyorsanız Sbagliato’yu deneyiniz

Aynından bir tane de Kanyon’un girişinde var ama buradaki take-away noktası. Öyle alıyım kahve keyfi yapıyım diyemezsin.

Bir zamanlar Muse İstanbul’un bir parçası iken birden “mekanın sahibi” posizyonuna yükselen Petra halen en cool kahveci olabilir. Katılıyorum.

Holy Coffee (-)

Bir Çukurcuma klasiği… Kahve keyfine yakışır koltukları, duvarda her odaya lazım tablolar, son yıllarda parkecilikten geçiş yapan desenli renkli yer döşemeleri, kalpli yıldızlı bardaklarda servis edilen kahveleri, kitaplığı ile bizi mest ediyor. Günlerce biriktirdiğiniz dedikoduları burada çatır çatır yapabilirsiniz. Tam hoş sohbet ortamı. Kahve yanında bir şeyler atıştırmak isterseniz Cipsy adını verdikleri tostu deneyebilirsiniz.

İzini bulması çok zor bir mekan oldu. Sosyal medyanın, her türlü online kaydın dibini sıyırında gördük ki çoktan kapanmış, Mart 2018’de yerine adını Boardwalk Empire’daki aynı adlı karakterden alan Nucky adında yeni bir mekan açılmış. Holy Coffe’nin yerini aradığımda Kasım 2017’de Google Streetview’da mekanın kapalı, duvarlarının da rengarenk boyalı olduğunu gördüm. Belli ki daha önceden kapanmış. Yerine açılan Nucky’nin son paylaşımı da Şubat 2019 olarak görünüyor. Belli ki bu lokasyon işletmeler için pek de şanslı değil.

Sonuç olarak

Orijinal yazıda adı geçen 20 mekanın 13’ü halen ayakta ve kahve servisine devam etmekte. Şahsen tahminimin oldukça üzerinde olduğu için şaşkınım. Hem ekonomik kriz hem kahve heyp’ının düşüşe geçmesi kahveci piyasasını oldukça zorladı. Bir de kafe, bar, kahveci ya da diğer herhangi bir mekan için ortalama 6 aylık dönüşümlere alışık hale geldik, özellikle Kadıköy civarında. Şu an açık olan kahvecilerin daha uzun süre dayanacağını tahmin etmek, geçen yıllar karşısında battle-tested işler olduklarını ispatladıklarından pek güç olmaz.

Yazının icadıyla kayıt ve belge kavramı insanoğlunun hayatına girmişti. Hakkında yazılı bir evrak kalmayan insan tarihte hiç var olmamış gibiydi. Şimdi de kimliği olmayan herhangi bir insanın tamamen yok sayılması, bu dünyada hiç var olmamış gibi bir gün kaybolup gideceğinin işareti değil mi? Mekanlar için de benzer durum geçerli. Lakin kimse ticaret sicilinden kahveci araştırıp bir zamanlar arkadaşlarıyla, sevgilisiyle buluşup kahve içtiği mekanı anmayacağına göre, işletmelerin mezar taşlarının internet arşivleri olduğunu söylesem herhalde pek de yanılıyor olmam. Neredeyse iz bırakmadan tarihten silinen mekanlara yönelik aramalarım sonunda kaynak aldığım yazının da silinebilme ihtimaline karşın oradaki metinleri de alma ihtiyacı hissettim. Bu bir mekan öneri yazısı değil, açık yahut kapalı mekanların kaderine dair memorial niteliğinde bir çalışma oldu. Halen açık olanlara kapanmadan gidip gitmemek size kalmış.

Paylaşmak İsterseniz:
       
Vafel